Anasayfam Yap    -
Reklam     -
Kunye     -
Son Mansetler    -
Iletisim                                 
Facebook    -
Bumerang Bale Gösterisi
Atatürk ve Mavi Vatan Konferansı
Öncü Kadınlarımız Müzikli Tiyatro Gösterisi
Karakter boyutu :13 Punto15 Punto17 Punto19 Punto

MUSTAFA KEMAL’İN BİLİM ADAMI PROF.DR.ESAT RENNAN PEKÜNLÜ

MUSTAFA KEMAL’İN BİLİM ADAMI PROF.DR.ESAT RENNAN PEKÜNLÜ
Ege Üniversitesi’nde başörtülü bir öğrencinin “okula girmesini engellediği” suçlamasıyla aldığı 2 yıl 1 aylık hapis cezasını çekmek üzere 30 Kasım 2014 tarihinde Foça Açık Cezaevi’ne giren Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Uzay Bilimi ve Astronomi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Esat Rennan Pekünlü’yü 8 Aralık 2014 tarihinde Atatürkçü Düşünce Derneği Karşıyaka Şubesi üyelerini temsilen ziyaret ettik.
27.12.2014 / 01:31


tyle>



Prof.Pekünlü yaşadıklarını şöyle anlattı : “2000’li yılların başlarından itibaren üniversite yerleşkelerinde türbanlı öğrencileri görmeye başlayınca durumu; Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay ve Avrupa İnsan Hakları kararlarına aykırı olduğu için üst makamlara yani dekanlığa, rektörlüğe, dönemin YÖK başkanına ve cumhurbaşkanına dilekçe ile, hiyerarşiyi dikkate alarak ilettim. Ancak herhangi bir şey yapılmadı. 2010 yılından itibaren bu öğrenciler binalara ve dersliklere de girmeye başlayınca diğer öğrenciler durumdan rahatsızlıklarını bana ilettiğinde bu yakınmalara duyarsız kalamadım. Atatürk’ün Bursa Nutku’nda bana verdiği görevi yerine getirmek istedim.”



“Türbanlı öğrencileri önce ilgili mahkeme kararlarını kendilerine ileterek, eğitim haklarının engellenmemesi için uyardım. Çünki  Danıştay 8. Dairesi’nin saptamasına göre okula geldiğinde başörtüsünü çıkarmayarak Cumhuriyet ilkelerine direnen öğrencilerin üniversiteden uzaklaştırılmalarında hukuka aykırılık yoktur. Öğrencilerin ısrarla türbanlı gelmeleri üzerine haklarında tutanak tuttum. Bu esnada öğrenciler dersliklerde yani binanın içindeydiler. Bu, öğrencilerin öğrenim haklarını engellemediğimizin kanıtıdır ki bu tutanaklara tanık olarak imza atan birçok öğretim üyesi var. Fakat üst makamlar bu tutanaklara rağmen herhangi bir işlem yapmayınca cesaretlenen türbanlı öğrencilerin sayısı giderek arttı.”



“Daha sonraki günlerde, yedi sekiz türbanlı öğrenci, sonradan Cihan Haber Ajansı muhabirleri olduklarını öğrendiğim üç kişi tarafından yönlendirilerek Fen Fakültesi C Blok önüne geldiler. Ellerinde kamera ve fotoğraf makineleri vardı. Önce, muhabir olup olmadığı bilmediğim bir bayan türbanlı öğrencileri verdiği talimatlarla birlikte hareket ederek binanın içine girmeye yönlendirdi. Bu talimatları duyan dört tanığım var. Öğrenciler binanın içine girmeye başlayınca ben kapının içerisine geçip o öğrencilerin ve kendilerini provokasyona iten Cihan muhabirlerinin içeri girmesini engelledim.”



“Öğrencilerin öğretim yılları boyunca aldıkları dersler ve bu derslerden aldıkları harf notlarını gösteren “başarı durum notları” vardır. Eğer öğrenci kendisine tanınan “devamsızlık” süresini aşarsa o öğrenci final sınavına alınmayarak başarı notu “FF” olarak görülüyor. Bu “öğrenci devamsız olduğu için başarısız” anlamına gelir. Benim hakkımda şikayette bulunan 8 öğrencinin başarı durumu belgelerini elde ettik. Hiçbirinin devamsızlığı yok. Eğer gerçekten onların eğitim haklarını engelleseydim, bu belgeleri mahkemeye sunmaları gerekirdi, sunmadılar. Hakimler ve savcılar bu belgeyi öğrencilerden istemedikleri için bu sonuca geldik. Ben başarı durum belgelerini önce dekanlıktan istedim, vermeyip Ege Üniversitesi Rektörlüğü’ne yönlendirdiler. Rektörlük de vermedi ve Başbakanlık Bilgi Edinme Daire Başkanlığı’na gitmemizi istediler, onlar da vermedi.”



2 yıl 1 ay hapis cezası Yargıtay tarafından onaylanan Prof. Pekünlü için benzer 4 dava daha görülüyor. Bu davalar kapsamında da Rennan hoca için 12 yıl hapis isteniyor. Bir öğrencinin “öğretim hakkını engellediği” iddiasıyla, İzmir Cumhuriyet Savcılığı’na verdiği dilekçe ile başlayan süreçte, Görevli Savcılık YÖK yasasının 53.maddesi gereğince doğrudan soruşturma açmaya yetkili olmadığından dosyayı Ege Üniversitesi Rektörlüğü’ne göndermiş rektörlüğün “lüzum-u muhakeme” (yargılanması gerektiği) kararı üzerine savcılık davayı açmıştı. Ancak o davaya yol veren rektörlüğün “GİZLİ” olarak yayınladığı talimatta Anayasa’nın iptal edilmiş maddesini yürürlükteymiş gibi gösterip öğretim üyelerini yanılttığı belgelerle ortaya çıkmış olmasına rağmen Prof. Dr. Rennan Pekünlü’nün, bu dava nedeniyle, akademik kariyeri en verimli döneminde sona erdi, emekliye ayrıldı ve hakkında 2 yıl 1 aylık hapis cezası verildi.



Prof. Dr. Rennan Pekünlü bu hapis cezasını çekmek üzere teslim olmadan önce kamuoyuna şöyle seslendi: “Yanmak” gökbilimcilerin yazgısıdır. Üzerinde çalıştıkları yıldızlar, gökadalar, en soğuk alanından en sıcağına dek yanar; gözlemevleri yanar; iğrenç bir zorlamayla engizisyon önünde diz çöküp pişmanlığa davet edilirler, yürekleri yanar; kafaları kazınır zindanlara atılırlar, hem kendileri hem de yakınları yanar. Yazgısı yanmak üzerine çizilmiş olan gökbilimciler, bir anlamda üzerinde çalıştıkları cisimlerin yazgısına öykünürler. Ancak bu, bilinçli, “kendini tüketici” bir öykünmedir. Çevresini aydınlatabilmek için kendisini tüketmesi gerektiğini, üzerinde çalıştığı yıldızdan ve kendisine örnek olan ozanından, Nazım Hikmet’ten öğrenmiştir: “Ben yanmasam , sen yanmasan, biz yanmasak, nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa”


Etiketler:
Bu haber toplam 1022 defa okundu


Sayac Yeri